13 Mayıs 2017

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?


Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.

Anneler günü’nüz kutlu olsun!

Anneler ve anne adayları!

Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?

Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.


İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Mayıs 2017

son günlerde

1.5 aydır eşimin babaannesi ve dedesi bizde. Babaanne hasta olduğundan dolayı.
Ameliyat oldu geçen hafta.
Fotoğraflar ziyaret saati beklerken hastanenin bahçesinden..
Panaromik çalışmaya çalıştım :)



Sonra annem geldi Kayseri'den.. 24 Nisan'da.
Ela'ya bakmak için.
Yarın akşam Kayseri yolcusu..
Alışmıştım anneme, çok üzüleceğim bu kez.

Babaanne'de hastaneden taburcu olacakmış bu akşam.
Sanırım bizim ev yol geçen hanına dönecek.
Hayır şikayet etmiyorum aslında.. Sadece gündüz işte, akşam evde misafirlerle
çok yoruluyorum.
Ama ne yapalım...
Çabuk iyileşir inşallah babaanne..
Yatmaktan sırtı çürüyecek zira..
Bakmaya kıyamıyorum bir de..
Bakınca gözlerim bolu dolu oluyor. Tutamıyorum kendimi.
He bir de dede var.. 
ikisine bakanlar hayran kalıyor gerçekten..
Bu devirde ne aşk böyle maşallah demeden duramıyorlar 😊
Hastanede fotoğraf çekemedim ama
Ameliyat öncesi evde çekilmiş foto bu.
Gerçekten de maşallah değil mi :)
Allah ayırmasın sizi tontişlerim.
Dede tam komedi.
Evlilik programı izler sıkıntıdan. Ben de kızarım.
Ne buluyorsun dede? diye
Sıkıntıdan der
Sonra kaldırılacak haberi falan çıktı ya
Dede bana carladı
Sen mi şikayet ettin de kaldırıyorlar ahah ilahi dede ya :D
İşte böyle.




02 Mayıs 2017

Sorularla Blog Partisi

Enerjisine bayıldığım Annesi'nin Prensesi etkinlik düzenler de ben katılmam mı hiç?
Sayesinde 2 yeni blog keşfetmiş oldum. Yalnız iş yerimde google+ açılmadığı için arkadaşımızın birinin blogunu bulamadım.

Gelelim sorulara.
Sessiz Kaldım blogu'nun sorusu: Eğer Bir kuş olmak isteydiniz hangi kuş olmak isterdiniz ve neden?

Neden bilmem ama Martı olmak isterdim. Açıkçası Martılar bana çok cesur ve sıcakkanlı geliyorlar. Bir de Martı Jonathan'dan çok etkilenmiştim o yüzden olabilir :)
Baksanıza şunun güzelliğine :)

Diğer soru da, İlkay Özgür isimli arkadaşımızdan. İş yerimin bilgisayarı blogu açmadı. Evde vaktim olmuyor bloga.

Soru şu:Yapmayı çok istediğiniz ama gerçekleştiremediğiniz ve içinizde ukte kalmış bir olay anlatmanız yeterli.

Hangi birini anlatsam ki? Ama en çok hamilelik fotoğrafı ve doğum fotoğrafı kaldı içimde :) O da hamileyken kendimi çirkin hissetmem, doğumumun acilen olması ve hazırlıksız yakalanmam oldu. Ondan sonra da koklear implant ameliyatımın başarısız geçmesi. Acaba başarılı geçseydi, kızımın sesini, kuşların cıvıltısını duyabilseydim sudan çıkmış balık gibi olur muydum? diye düşünmüyor değilim :) 
He bir de gelin fotoğrafım dış mekan değil stüdyo idi. Bak o da içimde kaldı :D

Çok eğlenceli etkinlik oldu :) sorularımı çok sevdim.. Özlem canım çokça yapmalısın bu etkinliği..



27 Nisan 2017

Yeni Takıntımız: Bale

Ela'nın bu aralar takıntısı bale.. Yat kalk bale.. Hatta balerin pasta'ya kadar gitti isteği. Bale okuluna gideceğim ben diyor.
Ben de zaten esnek olması için ya bale ya da jimnastiğe gitmesini istiyordum uzun zamandır.
Araştırmalarım sonucu, olduğum semtte ücretsiz bale kursları yok fakat MEB'e bağlı 2 tane özel bale kursu var. Özel bale kursuna göndermek istedim sonra maddi açıdan yetersiz kaldık. Şu ev kredisi hayırlısı ile bi bitseydi.. Böyle olunca kendimi kötü hissediyorum.
Evde parmak uçlarında dönerek, kendince bale yapıyor işte çocuğum 😊 Ama sanırım bale için önce jimnastiğe gitmesi gerekiyor. Araştırmalarım sonucu, bale için en geç 6 yaşında başlanmalı. Onun için de bizim 14,5 ayımız kalmış. Belediyelere bağlı kültür merkezlerinde ücretsiz kurslar var ama neden bu kursların içinde bale yok?
Muhterem zat'ımız bale'ye bel altı minvalinde sözler söylediği için mi acaba? öyle olsa bile, çocuğun içinde kalmasına dayanamam ben. Araştırmalarıma devam edeyim komşu semtlere de bakayım bulursam kaçırmayacağım.
 Şans dileyin!

24 Nisan 2017

Sonunda..

Sonunda ben de eylül 2010 dan beri mesleğim olan memurluktan bir üst kademesi olan V.H.K.İ ye terfi edebildim.
Aslında başvuru sürecim çok sorunlu geçti. Bilgisayar sertifikamın olmayışı, başvuru formuma görev süresinin 4 gün az yazmam sorun yarattı. Bilgisayar sertifikası işini, üniversite de 2 dönem bilgisayar dersi almamla çözdük. İyi ki transkpitimi kaybetmemişim.
Aslında memurluktan bir farkı olmasa da işte memurluğun bir üst kademesi olduğu için çok mutluyum. Sırada V.H.K.İ nin bir üst kademesi Bilgisayar İşletmenliği var.  Ona da sıra gelir inşallah.

Canım arkadaşım Nurdan, okul zamanı senin bilgisayar kursuna gidişini küçümsediğim için beni affet;) zira haklıymışsın ise yarıyormuş 😀😀

22 Nisan 2017

Çünkü, ben yokum.

Üniversiteden ev arkadaşım Merve'nin düğününden fotoğraf... Nikah şahidi bendim. Bi fotoğrafı Ela 1 saat kadar önce yırtmış. Neden yaptın diye sorduğumda;
Çünkü, bu fotoğrafta ben yokum! dedi.
Ağzım açık kaldı. Şimdi ben bu kızı ne yapayım 😀
Merve'ye fotoğrafın halini WhatsApp'tan attım. Yorumu da şu oldu; haremlik selamlık olmuş. Ayrıca Ela haklı o niye yok😀😀
O güne dair tek hatıram buydu. Çok üzüldüm ama napalim sağlık olsun. 

21 Nisan 2017

Yerebatan Sarnıcı

Uzun zamandır ben çok yoğunum.. İşte, işlerim az olsa da, evde çok yoğunum. Eşimin babaannesi hasta olduğundan dolayı bizde. Haliyle dede de bizde. Yaşlılarımızın bizde olmasından mütevellit evimizden misafir eksik olmuyor. Geçen pazar günü oy verdikten sonra kayın pederim Ela'ya ben bakarım siz biraz hava alın dedi. Biz de kocciyle uzun zamandır merak ettiğimiz Yerebatan Sarnıcı'na gittik.
 Medusa başı. Bunun medusa başı olduğunu bilmiyordum. Broşürde gördüm.
Fotoğrafı kime göstersem '' Bu niye ters?'' dedi. Ben ne bilim anacımmm 😊

Gözyaşı duvarıydı adı yanlış hatırlamıyorsam. 
 Balıklar. Hikayesi ne hiç bilmiyorum.

Sarnıcın içi buz gibiydi... Eşim kısa kollu gömlek giydiğinden dondu :D Buradan çıkınca Ayasofya Müzesi ve Topkapı Sarayı müzesini gezelim dedik ama bizim gibi standart aile için çok tuzlu geldi fiyatları. Biz de girmedik içine doğal olarak. Topkapı Sarayı'nın bahçesinde biraz dolaştık. Benim tabirimle selfie sopasıyla sanatsal fotoğraflar çekmeye çalıştım ahaha
Sonra ben ne zamandır Galata Kulesi'ni merak ediyordum. 6 yıla yakın İstanbul'da yaşamama rağmen bir kere bile gitmemiştim. Topkapı Sarayının bahçesinden çıkıp, Galata Kulesinin oraya kadar yürüdük, merdivenleri geçtik. Tam emelime ulaşmışken o da ne? Kuyruk çoookkk uzun. 2 saat beklesek te sıra bize gelmezdi. Biz de önünde hatıra fotoğrafı çekip geri döndük.
Fotoda beni bulunuz 😆
Ayak tabanlarımız ağlamaya başladı bu esnada. 4 saate yakın yürümüştük ve acıkmıştık. Balık ekmek yiyelim dedim ama ne zaman Eminönü'nde balık ekmek yesem benim midem bulanır, başım ağrır kendimden geçerim. Eşim bunu bildiğinden dolayı yemeyelim dedi. Tamam dedim o zaman eve geri dönelim dedim. Yok İstanbul Forum AVM'ye gidelim orda yiyelim dedi. Bana hava hoş. Gittik yemek yedik, sonra IKEA'yı gezdik. Anacım ben IKEA'ya ne zaman gitsem evdeki her şeyi atasım, evi yeniden döşeyesim geliyor. Eşyalarım eski eve göre. Yeni eve taşınınca doğal olarak ölçüleri fazla geldi ve düzgün döşenmiş değil. Ne zamandır gözüme batıyordu. Sonra iç sesim dedi ki; ''Kızım Kero, napacan ömür boyu borç mu ödeyecen boş ver eşyayı'' 😆  Eşim de anlamış olacak ki, '' Borçlar bitsin, tatile gidelim öyle bakarız'' E madem o zamama kadar sen sağ ben selamet. Çıktık IKEA'dan. Ayak tabanlarımız isyan bayrağını çekince eve gidelim dedik. Eve gittik sonra eltimin ablasının nişanı vardı. Ben gitmeyeceğim beni temsilen Ela gitti. Eee boşuna mı doğurduk biz bu bebeyi? Gitsin babaannesi ile nişana dedim 😆 (gitmeme sebebim var o da bana kalsın)
Kapanış.. Yatabiliriz yarın iş var ahahha. Şimdi yine haftasonu geldi. Yarın benim MTSK sınav görevim yok sanırım. Haber gelmedi şimdiye kadar. Yarın yazlık, kışlık yaparım. Ela'yı eğlerim. Pazar da 23 Nisan. Ela'nın okuluna gideceğiz tören varmış. Sonra annem gelecek Ela'ya bakmak için. Kayınvalidem, kendi kayınvalidesine refakatçi olmak için hastanede kalacak. 
İşte böyle.. Çok yorucu dimi.😆
Yazıma nereden başladım, nereden çıktım. Tamam sustum. O zaman Happy weekends😆

18 Nisan 2017

Dedem...

Dedem.. Ak sakallarına aşık olduğum dedem... 15 yıl oldu sen gideli.... Daha dün gibi.. Bir salı günü, beni sabah okuluma bırakıp, cebime harçlığımı koyup köye dönmüştün. Ne bilebilirdim ki senin 2 gün sonra gideceğini. Bilsem okula gitmez dizinin dibinden ayrılmazdım.
Bir salı günü beni okuluma bırakıp gittin. Çarşamba günü akşam etüdünde ders çalışırken beni nöbetçi öğretmen çağırdı. Aşağı indim abim de var. Köyden komşumuz Nedim abi gelmiş bizi almaya. Bi mutlu oldum ki ben. Çocuğum işte daha senin hasta olabileceğin aklımın ucuna bile gelmemişti ki.. Dün sapasağlamdın çünkü.. O okulda olan tüm torunlarını ve kendi çocuklarını topladı o akşam Nedim abi. Götürdü bizi köye. Kapının başında haylaz kuzenim Mehmet ''abla dedem hasta'' dedi.. Komşunun kızı Esma'da ''yok yalan söylüyor'' dedi. Çünkü biliyordu ki dede, sana çok düşkün olduğumu.. ''Dedemin sakallarını çok severim ben, çok güzel kokuyorlar'' derdim ona sakalların için..
Sonra ben eve çıktım yanına gittim dede, canlı cenaze gibisin.. Babama baktım gözleri kan çanağı gibi.. Amcam, halalarım hepsi yanında.. En küçük kızın, yeni doğum yapmış 6 gün olmuş yok yanında. Köyün imamı ve senin çok sevdiğin Ali hoca başında kur'an okuyorlar. Bizi çıkardılar odadan.. Uyuduk biz çocuklar. Perşembe sabah kalktım, annem beni bir şey almam için (ne almam gerekiyordu unuttum) senin kayın biraderin Osman amcanın evine göndermişti. Eve dönerken yolda karşıma yine haylaz Mehmet çıktı. Baktım ağlıyor. '' Ne oldu Mehmet?'' dememi beklemeden '' Abla dedem öldü'' dedi...
Benim dedem ölmez... Ölmemiştir Mehmet bir yanlışlık olmalı dedim koştum eve.. Babam tabureye oturmuş ağlıyordu dede.. Ben babamı 2 kez ağlarken görüyorum be dede.. Birincisinde benim beyin zedelenmesi geçirip işitme yetimi kaybettiğinde, çaresiz kaldığında görmüştüm.. İkincisi de, seni, babasını kaybettiğinde....
İşte böyle dede.. 15 yıl ne çabuk geçmiş değil mi? Oysa ki sanki daha dün gitmiştin.... Sevdiklerimizi kaybetmenin ne demek olduğunu, nasıl bir acı olduğunu senin gitmenle öğrendim be dede... Belki de sen böyle istemiştin, yaşlılığın ilerlemeden, kimseye muhtaç olmadan ansızın gitmek istemiştin kim bilir be dedem.. Ama keşke gitmeseydin..
Kabrin nur, mekanın cennet olsun dedem... Çok özledim seni çookkk..